Edirne`de Akşam ve Selimiye Camii
 
 
 
 
   
  KAYSERİ  
   
 
Pesendide-i Cihan, Mimar-ı Biakran Sinan Ağa
Suyun öte yanında bir güzel: Karaağaç
Yedi Düvele Nam Saldılar
Sakin ortam, temiz deniz: Keşan sahilleri
Enez Sahilleri
 
  LİNKLER  
 
FRUIT LOGISTICA 2011 Berlin Tur Programları
PSI 2011 Düsseldorf Tur Programları
DOMOTEX 2011 Hannover Tur Programları
Sanal Edirne Köprüsü
Yurtdışı Fuarlar için tıklayın...
Tarzını üstünde taşı...
Saros Körfezi
Selimiye Camii
 
  Dillere destan damak tadı: Edirne ciğeri  
Ciğeri Edirne’de yememişseniz, siz hiç ciğer yememişsinizdir. Peki ama Edirne ciğerinin sahip olduğu bu şöhretin kaynağı nereden gelir? Neden hiç ciğer yemeyenler bile, bir kez olsun denediğinde vazgeçilmez damak tadları arasına ekler Edirne ciğerini?... Yapanın mahareti kadar, Edirne’de olmanın sırrı mıdır bu dillere destan lezzetin kaynağı?...
Dillere destan damak tadı: Edirne ciğeri
Ne mezelik arnavut ciğeridir, ne de soslu yaprak ciğer. Hıncal Uluç’un da dediği gibi, “tadı ve kokusuyla başka birşeydir bu, başka bir ciğer...”

Bu lezzetin kaynağı, şüphesiz ki bir sır değil; sadece Edirne’de olmanın bir ayrıcalığıdır...

Pişirenin mahareti kadar, Edirne ciğerini lezzetli kılan en önemli özellik ise, Trakya’nın verimli otlak alanlarında yetişen semiz danaların ciğerlerinden yapılması ve tabii ki ciğerin ne bir gün eksik, ne bir gün fazla, tam tamına “günlük” olmasıdır...

Olur da yolunuz bir gün Edirne’ye düşecek olursa, ki düşmeli...

Saraçlar Caddesi'nden süzülüp Ali Paşa Çarşısı’nın orta kapısından girer ve çarşıyı teğet geçerseniz, Kaleiçi’ne doğru, orta kapının hemen çıkışında, sağlı-sollu sıralanmış ciğerci dükkanlarıyla karşılaşırsınız.

Eski Cami’nin aşağısındaki Tahmis Çarşısı’nda da bu işe emek ve gönül veren birçok ciğerci, öğlenden akşamüzeri saatlerine kadar hazır bekler...

Hangisine yönelirseniz yönelin, sizi kapıda güleryüzlü ve beyaz önlüğüyle bir garson karşılar ve içeri buyur eder. Eğer çok kalabalık değilse, bir yer beğenir, oturursunuz...

Bir mi, bi'buçuk mu?...

Menü istemek yerine, ciğerin bir mi - bir buçuk mu olacağına karar verin; çünkü burada menü yoktur! Malumunuz, burası Edirne ciğercisi ve burada sadece tava ciğer bulunur...

Karnınız aç ve siz ciğerin lezzetini düşlerken, önce masanıza ciğerin ayrılmaz parçası kurutulmuş biber gelecek. Ve siparişinize istinaden, hemen gözünüzün önünde kızgın yağa bırakılan ciğerin cızırtıları eşliğinde kısa bir süre bekledikten sonra, Edirne ciğeri masanıza gelecek...

Servis edilir edilmez, bir yudum alacaksınız ve arkasından bir ısırık biber. Tatlı da olabilir, acı da; orası tercihinize kalmış... Ancak ne olursa olsun, bırakamayacaksınız yudumlamayı...

Bitecek tabakta ciğer, kuru biber, tasta cacık ya da bardak bardak ayranlar...

Ardından da dilerseniz, ince belli bardakta ikram edilecek sıcak bir çayla keyfinizin katlanması... (Ve muhtemeldir ki -ilk kez- yediyseniz, “daha önce nerelerdeydim de bu tadı hiç bilmedim” safhası...)

Ciğerle karnınızı doyurmuş olacaksınız belki; ama bir ihtimal gözünüz ve gönlünüz doymayacak....

Ve o günden sonra kendinizi aç hissettiğinizde, hayal ettiğiniz damak tadlarından biri de Edirne ciğeri olacak...

BU KONU HAKKINDA YORUMLAR
   
   
 
www.edirneden.biz   Hakkımızda  |  Site Hakkında  |  Kullanım Koşulları |  Bize Ulaşın
 
© 2008, Birleşmiş Fikirler
[Fikir Tasarım Atölyesi]