|
Bizans Entrikaları
Doğu Roma (Bizans) imparatoru olan Andrenikos'un ölümünden sonra imparator ailesi ikiye ayrılmıştı. Bir taraftan, imparatorluk makamına çıkan Jan Paleolog, öbür taraftan da, devlet müsteşarı olarak, ileri gelen yöneticilerden (Jan Kantakuen) krallıklarını ilan etmişlerdi.
Osmanlılar, barış antlaşmasının, İstanbul imparatoru adına düzenlenmiş olması nedeniyle, bozulmasını gerek görmemişlerdi.
Bu iki imparator, birbirlerine üstünlük sağlamak için, Kantakuzen, İzmir hakimi Aydın oğlu Umur beyi, Jan Paleolog'da, kendisine rakip gördüğü Kantakuzen'den saltanatını kaçırmak için Saruhan beyini işbirliğine davet etmişti. Bu suretle bunlar karadan ve denizden imparatorluk ülkelerine saldırıya geçmişlerdi. Ancak, her iki imparator, Türk beyleri ile birleşmelerine karşılık, akrabalık yoluyla Gazi Orhan beyle birleşmeyi daha uygun görmüşlerdi.
Bunun üzerine, Jan Paleolog henüz genç olan annesi Ana'yı yada kız kardeşini sultan Orhan'la evlendirerek birleşme düşüncesinde idi. Bu sırada, Kantakuzen derhal kızı Teodora'yı Orhan Gazi ile evlendirerek onu kendi tarafına çekmiştir. Bir sene sonra da, öbür kızı (Eleni)'yi Jan Paleolog'a verip onu bu suretle elde etmek istemişti.
Ancak, Jan Paleolog, Bulgarlar ile birleşerek Kantakuzen'i sıkıştırmaya başlayınca, Orhan Gaziden yardım isteğinde bulunmuştu. Orhan bey ise, Osmanlı gücünü yabancı bir devlet için kullanmaktansa, onu, çıkarı uğrunda kullanmanın daha uygun olacağını düşünmüştür ki, Rumeli fethinin başlama nedenlerinden biri de budur.
Rumeli'ye Geçiş
Sultan Orhan, Karasi’ den kendisini ziyarete gelmiş olan veliahdı, veziri ve başkomutanı olan Süleyman Paşaya, gizli olarak bu önemli buyruğu duyurmuştu. Süleyman Paşa, hemen yer öpüp, bu görevin kendisini yücelttiğini belirterek, bu yolda canını hiçe sayıp çaba harcadığını söyleyip, babasına güvence verdiğinden, onu Rumeli fethine görevlendirdi.
Şehzade, bu sırrı kimseye açmayarak, kardeşinden ayrılıp, önce kıyıları gözden geçirip ona göre işi tasarlamak için Kapı dağından Aydıncığa iner. (Aydıncık, Karasi sancağı içinde Erdek kasabasına üç saat uzaklıkta küçük bir kasabadır.) Şehzade, Aydıncıkta eskiden pek mamur olup halen Temaşalık denen ve aklı şaşkınlığa uğratan yıkıntıları gördüğü sırada, Rumeli sahilini de gözden geçirir.
O zaman, yanında bulunan Yakup Ece Bey, Gazi Fazıl Bey ve Evronos Bey düşünce nedenini sordukları vakit, bunun Rumeli Fethi için olduğunu anlamışlardır. Yakup Bey ile Ece Bey hemen o akşam karşıya geçerek öğrenmek için bir dil, yani canlı kişi getirmeye söz verdiler. Bu iki ünlü komutan hemen etraftaki ormandan ağaçlar kesip, öküz derilerinden tulumlar şişirip sal yaparak Gelibolu boğazının en dar yeri olan Korucuk adlı yerden binip salıvererek Rumeli yakasındaki Gelibolu'ya bir buçuk saat mesafede ve doğu yüzünde olan Çimen adlı köye geldiler.
Burada, bağlar arasında ele geçirdikleri bir Hıristiyan’ı yakalayıp yine sallarla Korucuğa gelip Şehzadenin huzuruna getirdiler. Çaresiz Hıristiyan, kendisinin öldürmeye getirildiğini sanıp korktu. Ancak, Şehzade tarafından öldürülmeyip, yardım teklif edilmiş olduğundan, Hıristiyan, Çimpe kalesine kolayca girilerek yeri bildiğini söyleyip yardımcı olacağına söz vermişti.
Şehzade hemen sığır derilerinden hazırlattığı tulumları şişirtip ve yine bu derilerden çıkartılan kayışlarla keresteleri birbirlerine bağlayıp iki büyük sal yaptırır. Bu salların her birine kırk adam bindirir, birine kendisi ile, hizmeti geçenlerden Aksungur, Kızıl oğlan oğlu ve Kara Timurtaş, Kara Hasan oğlu ve Akçakoca oğlu ve Balalancık oğlu ve kırk adet cenkçi biner. Öbür sala ise, Hacı İlbey’i, Yakup Ece Bey, Gazi Fazıl Bey ve Gazi Evranos Bey ile benzeri beyler ile kırk ünlü cenkçi binerler.
Bu hal ile sallar denize salıverilmiş ve akıntıların yardımı ile istenilen yere varılmıştır. Yol gösterici Hıristiyan, Çimpe kalesinin duvarı dibindeki gübre yığıntılarından, gazilerin kale içine girmelerine yardımcı olur. Kale halkı, beklemedikleri gece baskını gürültüsünden çok korktular.
Şehzade, hepsini yatıştırdı. Bazılarını, arkadaşlarının yanına katarak iskeledeki kayıklar ile asker geçirmek için Anadolu yakasına gönderir. O gece, Rumeli yakasına üç yüz Cenkçi er geçirdi. Üç gün içinde geçirilen asker sayısı üç bine ulaşmıştı. Çeşitli kaynaklarda bu fethin tarihini 1353,1356 ve 1358 yıllarında olduğunu yazmaktadır. 1358 yılında Şehzade Süleyman Paşa avlanırken attan düşer ve ölür.
Sultan Orhan'ın ölümünden sonra 1359–1360 yılında oğlu I. Murat tahta çıkmış ve ilk iş olarak Rumeli yakasındaki ordusunu hazırlamıştır. Daha sonra Anadolu’ya yönelmiş buradaki karışıklıkları hallederek, tekrar Rumeli’de fetihlere devam etmiştir. |