Selimiye Cami ve Edirne Silueti
 
 
 
 
   
  KAYSERİ  
   
 
Pesendide-i Cihan, Mimar-ı Biakran Sinan Ağa
Suyun öte yanında bir güzel: Karaağaç
Yedi Düvele Nam Saldılar
Sakin ortam, temiz deniz: Keşan sahilleri
Enez Sahilleri
 
  LİNKLER  
 
FRUIT LOGISTICA 2011 Berlin Tur Programları
PSI 2011 Düsseldorf Tur Programları
DOMOTEX 2011 Hannover Tur Programları
Sanal Edirne Köprüsü
Yurtdışı Fuarlar için tıklayın...
Tarzını üstünde taşı...
Saros Körfezi
Selimiye Camii
 
  Hoşçakal Edirne!  
Bütün sevdiklerimden uzakta düşünmeye vaktim olmuştu çok geceler. Özlüyordum. İçtiğim sigaranın dumanı böyle gecelerde farklı tütüyordu sanki. Her duman hasretti. Ve yayıldıkça hasretin haritası genişliyordu. Yine de yenik düşmedim hasretlerime. Çünkü kalbimde iki aşkı barındırıyordum. Şehir ve o. Bu yüzden kalmak her seferinde daha kolaydı.

Son kez otobüsün penceresinden bakıyorum şehre. Şehir suskun, şehir yorgun ve yalnız. Şehirde kendimi görüyorum. Kendi korkularımı, vazgeçmişliğimi, hayal kırıklıkarımı. Arkasına bakmadan kaçan, kaçtıkça yorulan yorgun bir savaşçı görüyorum. Korkuyorum kendimden.

Oysa bu şehirle yeniden başlamıştı hayatım. Buraya gelirken yolda tanıştığım birinin yolculuk nereye sorusuna karşılık, umuda demiştim. Edirne umuttu benim için, yeni bir başlangıç, yeni sevdalar, yeni dostluklar ve özgürlüktü.

Bu şehre ilk geldiğimde, yaptığı yaramazlıktan sonra, alacağı cezadan korkan küçük bir çocuk gibiydim. Herşeyi öğrenmeye çalışan, en ufak bir zorlukta eşyalarını toplayıp gitmeye hazır olan küçük bir çocuk.

Edirne ile birlikte büyüdüm ben. Büyüdükçe alıştım, alıştıkça bağlandım. Bir çok kez vazgeçmiştim, gitmeyi düşünmüştüm. Yapamadım. Bu şehre o kadar alışmıştım ki her seferinde kaldım.

Nasıl gidebilirdim ki bu şehir kalbinde büyük ama kırılgan bir sevdayı barındırmıştı benim için. Engelleri olan, engellere karşı aşkı yaşatmaya çalışan iki çılgın aşığın sevdasını.

En güzel dostlukları, aile olmanın anlamını ve hasreti barındırmıştı. Bütün sevdiklerimden uzakta düşünmeye vaktim olmuştu çok geceler. Özlüyordum. İçtiğim sigaranın dumanı böyle gecelerde farklı tütüyordu sanki. Her duman hasretti. Ve yayıldıkça hasretin haritası genişliyordu. Yine de yenik düşmedim hasretlerime. Çünkü kalbimde iki aşkı barındırıyordum. Şehir ve o. Bu yüzden kalmak her seferinde daha kolaydı.

Ne zaman tatillerde ailemin yanına dönsem kendimi yabancı gibi hissediyordum. Bunca yıl yaşadığım sokaklar yabancıydı. Evim, odam, arkadaşlarım her şey yabancı gibiydi. Doğduğum şehrin yabancısı olmuştum. Anlamıştım ki ruhun nerdeyse ben oraya aittim. Ruhum Edirne\'ye aitti bunu anlamıştım. Bu yüzden Edirne\'ye yerleşmeye karar verdim. Hayatımın geriye kalan kısmında Güneşin doğuşunu Meriç Köprüsünden seyretmek istiyordum. Köprüden şehre bakmak. Arnavut kaldırımlarında yürürken Karaağaç\'ın tarihini hissetmek istiyordum. Emirgan’da içilen çayların bitmesini istemiyordum nehre bakarken.

Bir gün otobüs penceresinden bakıp veda ederken buldum kendimi. Son kez baktım şehrin gözlerine. Şehir üzgündü.
"Bırakma beni sevdiğim şehir
Bırakma hayallerimi
Düşmek acıdır.
Acılarıma terketme beni"
Mısralarını tekrar ederek vazgeçtim şehrimden. Hoşçakal EDİRNE...


"Edirne'm ve ben" bölümüne gelen Aslı isimli ziyaretçimizin yazısıdır.

BU KONU HAKKINDA YORUMLAR
 
www.edirneden.biz   Hakkımızda  |  Site Hakkında  |  Kullanım Koşulları |  Bize Ulaşın
 
© 2008, Birleşmiş Fikirler
[Fikir Tasarım Atölyesi]