|
Son kez otobüsün penceresinden bakıyorum şehre. Şehir suskun, şehir yorgun ve yalnız. Şehirde kendimi görüyorum. Kendi korkularımı, vazgeçmişliğimi, hayal kırıklıkarımı. Arkasına bakmadan kaçan, kaçtıkça yorulan yorgun bir savaşçı görüyorum. Korkuyorum kendimden.
Oysa bu şehirle yeniden başlamıştı hayatım. Buraya gelirken yolda tanıştığım birinin yolculuk nereye sorusuna karşılık, umuda demiştim. Edirne umuttu benim için, yeni bir başlangıç, yeni sevdalar, yeni dostluklar ve özgürlüktü.
Bu şehre ilk geldiğimde, yaptığı yaramazlıktan sonra, alacağı cezadan korkan küçük bir çocuk gibiydim. Herşeyi öğrenmeye çalışan, en ufak bir zorlukta eşyalarını toplayıp gitmeye hazır olan küçük bir çocuk.
Edirne ile birlikte büyüdüm ben. Büyüdükçe alıştım, alıştıkça bağlandım. Bir çok kez vazgeçmiştim, gitmeyi düşünmüştüm. Yapamadım. Bu şehre o kadar alışmıştım ki her seferinde kaldım.
Nasıl gidebilirdim ki bu şehir kalbinde büyük ama kırılgan bir sevdayı barındırmıştı benim için. Engelleri olan, engellere karşı aşkı yaşatmaya çalışan iki çılgın aşığın sevdasını. |