|
Uzun Çarşı pazarının uzunluğu iki bin adım olup uzun bir caddedir. Sağında ve solunda binlerce sanat erbabı (Elkâsibi Hakibullah) deyip lokma ve hırka parası çıkarma derdine düşmüşlerdir. Zira dünya işi böyle olagelmiştir. İğneciler, Bakırcılar, Balcılar, Demirciler, Pamukçular, Hallaçlar, Ketenciler, Çadırcılar, Balıkçılar, Boyacılar, Çuhacılar ve Helvacılar pazarları dahi vardır.
Selim Han Camii yakınında Ali Paşa çarşısı gibi iki başı demir kapılı büyük caddenin sağ ve solunda üç yüz adet kepenkli dükkanlar vardır. Haffaf civanları seccadlerinde oturarak ellerinde cirid sopaları ile zergerdan pabucu sersem kimselere verirler. Levendlere de lorta, kurt ağzı, telleli, kubbe rüzgâr, ulu lorta murâdâne pabuç verirler. Ağalara saray pabucu, düz taban, hângân pabuç verirler. Çocuklara orta ayak, kütâte, sayşı, kabadı, orta lorta verirler. Parası az olana forta verirler. Kadınlara yaşmak, alaca edik, iç edik, dış edik, filar ve terlik edik verirler. Bu çeşit iş olur.
Tertemiz, gönül açıcı bir pazardır. Bütün kubbeleri baştan başa mavi atlas gibi gök kurşunla örtülü mâmur bir haffafhânedir ki Edirne şehrinin yüz suyudur. Kırkbir senelik seyahatim sırasında başka bir yerde benzerine rastlamadım. Temmuz ayında Bağdad mahzenleri gibi buz parçası kesilir bir dinlenilecek çarşıdır. Bütün sanat erbabı ve kibar âyânın uğrak yeridir. Sonra ona yakın Küçük Arasta vardır. Böyle kâgir yapı haffafhâne (Ayakkabıcı) değildir. Ama güzel ve süslü çarşıdır.
Yukarıda bahsedilen sultani çarşılardan her esnaf ayrı bir köşede olup şeyhleri, nakibleri, yiğit başıları, kethüda ve çavuşları vardır. Bu çarşı ve pazarların dükkânları geçmiş padişahlar zamanında tertip üzere yaptırıldığından her dükkânın önünde taş sütunlar üzerindeki kemerler şehre süs verir. Eski zamanda bütün çarşıların saçakları kâgir olup, kurşunlu ile örtülü imiş. Çeşitli yangınlar neticesi kurşunu eriyerek öylece kalmış süslü çarşılardır.
|