Edirne`de Akşam ve Selimiye Camii
 
 
 
 
   
  KAYSERİ  
   
 
Pesendide-i Cihan, Mimar-ı Biakran Sinan Ağa
Suyun öte yanında bir güzel: Karaağaç
Yedi Düvele Nam Saldılar
Sakin ortam, temiz deniz: Keşan sahilleri
Enez Sahilleri
 
  LİNKLER  
 
FRUIT LOGISTICA 2011 Berlin Tur Programları
PSI 2011 Düsseldorf Tur Programları
DOMOTEX 2011 Hannover Tur Programları
Sanal Edirne Köprüsü
Yurtdışı Fuarlar için tıklayın...
Tarzını üstünde taşı...
Saros Körfezi
Selimiye Camii
 
  Evliya Çelebi`den Edirne Çarşıları  
Süleyman Han vezirlerinden iyi huylu ve cömert Ali Paşa'nın hayratı ve mimar Koca Sinan Ağanın yapısıdır. Doğrusu bunda da bütün kudretini sarf edip “Balık pazarı” adlı kapı dibinden tâ İğneciler kapısı dibine kadar büyük bir caddenin iki tarafında koca üstad öyle güzel bir çarşı yapmıştır ki anlatması mümkün değil. İki başında muazzam kale kapıları gibi kapıları var ki güya her biri Mısır'ın Bâbünnasır'ıdır. Ama gerçekte Bâbünnasırdan sağlam kapılardır.

Edirne'nin çarşı ve pazarı:

Bütün sultani çarşılarındaki dükkânların toplamı altı bin yedi yüzdür. Hepsinin eskisi şehir ortasındaki Murad Han Bedestanıdır. Gayet mâmur olup kubbeleri mavi kurşunla kaplıdır. Osmanlı ülkesinin bütün kıymetli eşyaları burada bulunur. Bedestan içinde küçük dükkanlı üçyüz dolap vardır. Her birinde nice hazineler saklanır. Ama nakışlı bir dolap üzerinde şu :

Hüsnün esbabını hıfzetmekle ey gevher-tab
Oldular di-delerim iki kapaklı dolap

Beyti güzel bir yazı ile yazılı idi.

Bu bedestan içine giren insanın altın ve kıymetli kumaşları seyretmekten aklı başından gidip öd ve amber kokusundan dimağı sarhoş olur. Bu bedestanda yüzlerce Mısır hazinesi bulunduğundan her gece altmış adet bekçisi kandil yakarak tâ fecir zamanına kadar bekçilik edip, dört tarafındaki demir kapıları kapatırlar.

Eski Bedestan Gazi Hüdavendigârın yapısıdır. Bunda kıymetli eşyalar yoktur. Zira kubbelerinden bir kaçı yakıldığından içinde hallaçlar çalışır. Dışarısı Bitpazarıdır. Yirmi tane kubbesi vardır.

Ali Paşa çarşısı: Süleyman Han vezirlerinden iyi huylu ve cömert Ali Paşa'nın hayratı ve mimar Koca Sinan Ağanın yapısıdır. Doğrusu bunda da bütün kudretini sarf edip “Balık pazarı” adlı kapı dibinden tâ İğneciler kapısı dibine kadar büyük bir caddenin iki tarafında koca üstad öyle güzel bir çarşı yapmıştır ki anlatması mümkün değil. İki başında muazzam kale kapıları gibi kapıları var ki güya her biri Mısır'ın Bâbünnasır'ıdır. Ama gerçekte Bâbünnasırdan sağlam kapılardır.

Burayı her gece yüz bekçi bekler. Çünkü buradaki hesapsız mal dikkatle muhafazaya muhtaçtır. Bu güzel çarşı kuzeyden güneye uzunca olup bir demir kapıdan diğerine varıncaya kadar tam bin adımlık bir cadde vardır. Sağında ve solunda üçyüz altmış adet kepenkli dükkânı vardır. Bütün kepenkleri üstad öyle hesaplı yapmıştır ki birbirinden zerre kadar ayrılmaları imkansızdır. Kepenkler sağ ve sola kanat açıp dururlar. Bu çarşının üzeri kisrâ takı gibi tamamen kargir olup kurşunludur. Açılmak için kemerlerin bir demir kapaklı pencereleri vardır. Bekçiler her gece o pencereyi kapatırlar. Bunda da zengin tüccarlar vardır.

Çarşu-yu hüsnü seyrettim sevaser Hâce ben Bir vefa dükkânı yoktur hep cefâ pazarıdır,
 
Beytimin manası gereği gerçi dükkânlarında kıymetli eşyalar çoktur. Fakat gayet pahalıdır. Bu çarşıdan İstanbul'da, Bursa'da benzeri yoktur. Meğer Şam'da ki Sinaniye çarşısı ola. Bu Ali Paşa çarşısının arkasında, geniş bir cadde üzerinde büyük bir işyeri olan Saraçhane vardır. Oradan sonra Yeni Bedestana bitişik Kuyumcular Pazarı vardır. Attarlar pazarında binlerce ilâcın kokusundan insanın burnunu sızlatır.

Uzun Çarşı pazarının uzunluğu iki bin adım olup uzun bir caddedir. Sağında ve solunda binlerce sanat erbabı (Elkâsibi Hakibullah) deyip lokma ve hırka parası çıkarma derdine düşmüşlerdir. Zira dünya işi böyle olagelmiştir. İğneciler, Bakırcılar, Balcılar, Demirciler, Pamukçular, Hallaçlar, Ketenciler, Çadırcılar, Balıkçılar, Boyacılar, Çuhacılar ve Helvacılar pazarları dahi vardır.

Selim Han Camii yakınında Ali Paşa çarşısı gibi iki başı demir kapılı büyük caddenin sağ ve solunda üç yüz adet kepenkli dükkanlar vardır. Haffaf civanları seccadlerinde oturarak ellerinde cirid sopaları ile zergerdan pabucu sersem kimselere verirler. Levendlere de lorta, kurt ağzı, telleli, kubbe rüzgâr, ulu lorta murâdâne pabuç verirler. Ağalara saray pabucu, düz taban, hângân pabuç verirler. Çocuklara orta ayak, kütâte, sayşı, kabadı, orta lorta verirler. Parası az olana forta verirler. Kadınlara yaşmak, alaca edik, iç edik, dış edik, filar ve terlik edik verirler. Bu çeşit iş olur.

Tertemiz, gönül açıcı bir pazardır. Bütün kubbeleri baştan başa mavi atlas gibi gök kurşunla örtülü mâmur bir haffafhânedir ki Edirne şehrinin yüz suyudur. Kırkbir senelik seyahatim sırasında başka bir yerde benzerine rastlamadım. Temmuz ayında Bağdad mahzenleri gibi buz parçası kesilir bir dinlenilecek çarşıdır. Bütün sanat erbabı ve kibar âyânın uğrak yeridir. Sonra ona yakın Küçük Arasta vardır. Böyle kâgir yapı haffafhâne (Ayakkabıcı) değildir. Ama güzel ve süslü çarşıdır.

Yukarıda bahsedilen sultani çarşılardan her esnaf ayrı bir köşede olup şeyhleri, nakibleri, yiğit başıları, kethüda ve çavuşları vardır. Bu çarşı ve pazarların dükkânları geçmiş padişahlar zamanında tertip üzere yaptırıldığından her dükkânın önünde taş sütunlar üzerindeki kemerler şehre süs verir. Eski zamanda bütün çarşıların saçakları kâgir olup, kurşunlu ile örtülü imiş. Çeşitli yangınlar neticesi kurşunu eriyerek öylece kalmış süslü çarşılardır.

Bunlardan başka kırkbir yerde çeşitli Sultani çarşı ve pazarlar olup herkes geçinmek için alış veriş ederler.
Bunlardan şehrin içinde ve dışında perişan halde bulunan pazarlar:

Küçük pazar, Saraçhane köprüsü pazarı, Muradiye pazarı, Dakik pazarı, Taşlık pazarı, Bayezid Han pazarı, Yıldırım Han pazarı, Mihalbaşı pazarı, Manyas pazarı ve Debbağhâne çarşısı var. Debbağhânede beşbin kadar ahi evran köçeği genç, serbaz, şahbaz yiğitler çıkar. İçlerine katil katıldığında yanlarına hâkim varamaz. Fakat katil dahi onlardan kurtulamayıp tövbe edip debbağlığı öğrenerek tam usta olur. Meriç nehrinin kenarında kurulmuş büyük bir iş yeridir. Odun pazarı, Araba pazarı, At pazarı, Koyun pazarı, Sığır pazarı, Çingene pazarı ve Katırhânı pazarı var. Osman oğullarının bütün katır katarları burada durur.

Ama Fil yokuşundaki fildamı harab olduğundan Hindistan pâdişâhının hediye gönderdiği fil-i Mahmudi ve menkrüsiler saraçhane köprüsü başında bir viran hamamda dururlar. Eşe Kadın pazarı, Kale pazarı, Meyhane pazarı, Esin pazarı, Avret pazarı. Bildiğimiz bunlardır. Buarada yankesiciler ve Rumeli levendleri ve öteki haşarat makulesi pek çoktur.

BU KONU HAKKINDA YORUMLAR
 
www.edirneden.biz   Hakkımızda  |  Site Hakkında  |  Kullanım Koşulları |  Bize Ulaşın
 
© 2008, Birleşmiş Fikirler
[Fikir Tasarım Atölyesi]